İzmir depreminde görev alan sağlıkçılar o anları anlattı

 İzmir depreminde görev alan sağlıkçılar o anları anlattı

Zonguldak'ta UMKE ve 112 acil sağlık görevlilerinden oluşan ekip, İzmir'deki deprem faciasındaki kurtarma çalışmalarının ardından geri döndü. Unutamadıkları anları anlatan ekip, enkazdan sağ insan çıkartmanın mutluluk verici olduğunu ifade ettiler.
İzmir'de meydana gelen ve 115 kişinin hayatını kaybettiği deprem faciası sonrası Zonguldak'ta görev yapan ekipler bölgeye hareket ederek çalışmalara destek verdi. Ayda'nın yanı sıra İdil'in kurtarılma çalışmalarında yer alarak kamuoyunda geniş yer alan sağlıkçılar, o anları anlattı. UMKE gönüllüsü Hülya Çetin Özoğlu, "Yaklaşık 17.30 sıralarında bize haber geldi. Genelde böyle olaylarda önce destek iller gider. Yinede biz hazırlığımızı yapmaya başladık. Hem UMKE ve hem de 112 olarak bölgeye hareket ettik. Gönüllü arkadaşlarla gece 01.30'da vardık. Gider gitmez enkaz alanında görev aldık. Çok büyük bir hasar beklemiyorduk. Ama gidince hasar büyüktü. Binalar çok fazla etkilenmiş. Etkilenen insanlar var. Afet psikolojisi farklı, insanların bekleyişleri. Acıları. Psikolojik olarak insanı etkileyen kötü bir ortamdı. Henüz bir şey tam değildi, oturmamıştı. İlk anda yaralı kurtarılma daha fazla oldu. Organizasyonlar düzenleme işleri ertesi gün daha netleşti" diye konuştu.

İdil'i yaşam üçgenindeki sandalye kurtarmış
14 yaşındaki İdil'in kurtarılması anını anlatan Hülya Çetin Özoğlu, "Yaklaşık 5 saat bekleyiş sonunda İdil'i enkaz altında gündüzden sesi çıkıyormuş. Enkazda canlı ulaşmak zorundasın. Uzun bir gündü. Son 5 saatte Arama kurtarma ekibiyle beraber yanındaydık. Arama kurtarma ekibi müdahale edebileceğimiz damar yolu açabileceğimiz bir alan açtı. Oksijen desteği sağladık. Bizim için önemli olan değerlerine baktık. Kurtarılma anında İdil'in hiç elini bırakmadım. Kendini iyi hissetmesi için elimizden geleni yaptık. Beş saatin sonunda İdil'i oradan kurtardık. Sağ çıktı. Çok farklı bir ortamdı. Kendi çocukları gibi görüyorsun, o enkaz alanında bizden başkası yoktu. Arkadaşlar vardı. Beraber İdil ile sürekli sohbet etmiştik. Susadığını söylemişti. Kardeşi vardı ayakucunda. Ondan haber alamadığını söyledi. Bizi çok etkiledi. Annesini, okulunu konuştuk. Bacaklarının ağrıdığından şikayetçiydi. Uzun sonu güzel biten beş saatti. Kardeşinin eks çıkması nedeniyle sevincimizi buruk yaşadık. İdil bir sandalye ve kitaplık arasında sıkışmış vaziyetteydi. İdil'i koruyan sandalye. Hayat üçgeninde molozlardan koruyabilecek bir alan oluşturmak gerekiyor. İdil'in konumunda o üçgeni sağlayabilmişler. Maalesef ki en büyük yanlış asansöre veya apartman boşluğuna yönelmek. Hayat üçgeninde sağlam tutabilecek mobilya ve kolon arasına saklanmak en önemli şey" dedi.

"Enkazda sağ birine ulaşınca bayram havası yaşanıyor"
Zonguldak Acil Sağlık Müdürlüğü'nde görev yapan Dr. Burhan Çelik, "Olay anında evdeydim. Görev arkadaşım hazırlanmamızı söyledi. Ablam, eniştem ve yeğenim İzmir'de yaşıyorlar. Annemle babamda İzmir'de onları ziyarete gitmişti. Refleks olarak hemen onları aradım. Çok şükür iyilerdi. Daha sonra depremin boyutuna dair hiçbir şey bilmeden yola çıktık. Yol boyu takip etmeye çalıştık" şeklinde konuştu.

"İdil ve Ayda kızımızın kurtarılması bizi çok mutlu etti"
Tüm Türkiye'yi etkileyen İdil ve Ayda'nın kurtarılmasının mutluluk verici olduğunu belirten Çelik, "Gider gitmez enkaz alanında görevlendirildiK. Aktif olarak o gece çok fazla görev aldık. Sanki burada bir vak'aya gitmişiz gibi gider gitmez çalışmaya başladık. İşimizi iyi yapmaya çalıştık. İnsanların orada onlar için üzülecek birisine değil de onlara yardımcı olmak için, çalışmak için birine daha çok ihtiyacı var. O koşturmadan dolayı iki üç gün sonra neler yaşandığını idrak edebildik. Tüm Türkiye'yi etkileyen İdil ve Ayda kızımızın kurtarılması bizi çok mutlu etti. O anlarda biz de oradaydık. Arama kurtarma ekipleri birisinin olduğunu fark ediyor. Bu kişinin canlı olup olmadığını anlamaya çalışıyorlar. Sonra haberi geliyor. Herkes bir alkış kıyamet bayram havasına dönüşüyor. O anki mutluluk hiçbir şeyle tarif edilemez" dedi.

"Madenci çocuğuyuz, sessiz ve kederli bekleyişi bilen insanlarız"
Acil Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı 112 İstasyonunda görev yapan Acil Tıp Teknisyeni Murat Bekar, "Biz madenci çocuğuyuz. Burada göçükler oluyor. Sessiz ve kederli bekleyişi bilen insanlarız. Çok kötü. İnsanların ümitli bekleyişi hiç bitmiyor. Binaların durumu, ortam kötüydü. Yaralı olarak çıkartıldığı zaman kendinizi mutlu hissediyorsunuz. Biz ilk Yılmaz Erbek apartmanında görevlendirildik. O apartmanda bir teyzemizi yaralı olarak çıkarttık. Hayat üçgenini kendine kurdurabilmiş. Teyzeyi sedyeye aldığımızda gözyaşlarımızla teyzeyi ambulansa kadar götürdük. Bizimle gayet güzel konuşuyordu. Çok mutluluk verici bir şey. Kötü ortamdan sağ bir insan çıkartmak gerçekten mutluluk verici bir şey" şeklinde konuştu.
Ekipler, afet olaylarında deprem çantası ve yaşam üçgeninin önemine vurgu yaptı.

İHA

YORUM EKLE

banner261

banner301

banner300

banner266

banner297

banner94

banner31

banner44

banner114