Serin bir Roma akşamında bir gün Julius’la oturuyoruz. Sene M.Ö 44… “Julius sana diyeceklerim var.” Dedim. “Buyur kardeşim.” Dedi. “Vallahi ben pek inanmam ama astroloji  uzmanı bir arkadaşım var. Yıldızlara bakmış, durum pek iç açıcı değilmiş, senin kalemini kırmışlar.” Dedim. “Yok canım daha neler, sen inanma ona, astroloji falan saçmalık. Eee… Başka ne dedi?” Dedi. “En yakının yapacakmış, ona göre dikkat etsin dedi.” Dedim. İşkillendi biraz. “En yakının kim, seni ölürsen de kalırsan da kim satmaz?” Dedim. Hiç düşünmeden “Brütüs.” Dedi. “O zaman hain Brütüs! Git kafasına sık.” Dedim. “Daha silah icat edilmedi ki.” Dedi. “Kızdırma beni Julius, git başka şekide gebert.” Dedim. Konduramadı Brütüs’e. 

Sıfırdan gelmişti. Türlü badireler atlatıp Roma Diktatörü olmuştu. Askeri dehası çok yüksekti. M.Ö 47 yılında Zile yakınlarında yapılan savaşta Pontus kuvvetlerini hezimete uğrattı ve Roma İmparatorluğunu Anadolu’nun tek hakimi yaptı. Sonrasında yine bizim Zile’de meşhur sözünü söyledi. “Veni, vidi, vici” yani “Geldim, gördüm, yendim.” Akılcı, bilimsel ve gerçekçi düşünürdü. Astronomiye çok ilgisi vardı. Miladi takvimin temelini attı. Temmuz ayına kendi ismini verdi. “July.” Kendine de çok güvenirdi.  Beraber spor salonuna giderdik. Sağlam vücut yapmıştı. Vurdun mu boğayı devirirdi. Sarıldın mı ayıyı boğardı. Hep tek başına dolaşırdı. Uyarıları mı hiç dikkate almadı.  

Bir gün yine her zamanki gibi senato toplantısına gidiyormuş. Hainler planlarını yapmışlar. Toplantı odasına girer girmez sarmışlar etrafını, hepsi sevdiği dostları, yol arkadaşları, şaşa kalmış, inanamamış. Elbiselerinin altına sakladıkları hançerlerini çıkarmışlar ve başlamışlar hançerlemeye! Bizimki bayağı mücadele etse de darbeleri almaya başlamış. Bir, iki, üç, dört.. Derken yirmi iki bıçak darbesi almış yıkılmamış. En son biri sırtından saplamış hançeri, çok acımış canı, dönmüş bakmış arkasına ve son sözlerini söylemiş. “Sen de mi Brütüs?”

Peki Julius Sezar’ı tarihin en büyük kurbanlarından, Brütüs’ü de tarihin en büyük hainlerinden biri haline getiren ihaneti, Brütüs ne elde etmek için yaptı?

1-Roma İmparatorluğu’nun her geçen gün giderek tek adam yönetimine girdiğini ileri süren, başını hain Brütüs’ün çektiği cumhuriyetçilerin ve soyluların, bu gidişe bir ”Dur.” Demek için  tek yolun, “Sezar’ı ortadan kaldırılmak” olduğunun düşünülmesi.

2-Sezar’ın hain Brütüs’ün annesini bir dönem metresi olarak kullanıp atması, ona haksızlık etmesi ve bu yüzden hain Brütüs’ün Sezar’ı hiçbir zaman sevmemesi. İçten içe nefret etmesi.

Peki hain Brütüs, tarihin en büyük ihanetini yaparak ne elde etti?

Suikastçiler, Sezar’ın ölüm haberinin halkı sevindireceğini düşünüyorlardı ama öyle olmadı. Halk Sezar’ı çok seviyordu, bu ihaneti kabul etmedi. Sezar’ın intikamını almak için harekete geçti. Suikastla uzaktan yakından ilgisi olan herkes öldürüldü. Hain Brütüs kaçtığı Makedonya’da sonunun geldiğini anlayınca, intihar etti.

Sonuç;

1-Hak yerini buldu. Hainler öldü. Hain Brütüs’ün adı, tarihin derinliklerinden günümüze, kendisini örnek alan yeryüzünün irili ufaklı tüm hainlerini kısaca tanımlamak için kullanılan bir kod haline dönüştü.

2-Reklamın iyisi kötüsü olmaz. Julius Sezar, uğradığı ihanet sayesinde, bugün tüm dünyada tanınan, muhtemelen de kıyamete kadar tanınacak olan, en ünlü Roma İmparatorlarından biri haline geldi. Kendisinden çok daha büyük hizmetler etmiş bir sürü Roma İmparatoru olmasına rağmen, bugün dünyada hiçbirinin esamisi bile anılmıyor.

İşte, bir ihanete uğradığımızda dilimizden dökülen “Sen de mi Brütüs?” meselesi budur…

Sevdiğim söz: “Öğrendim ki; bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek... Hangisi son görüşmen olacak bilemiyorsun” – Ataol Behramoğlu

Konu hakkındaki düşüncelerinizi aşağıdaki e-mail adresine yazabilirsiniz. Diğer görüş ve önerileriniz için de yazabilirsiniz.

e-mail: [email protected]