A Tipi Misafirhanenin Kütüphane yapılmasına ilişkin mimarlar Odası olarak görüşünü açıklayan İl Temsilcisi Ece Bakioğlu, Zonguldak’ta da yeni bir kütüphane ve kültür merkezi projesinin düşünülmüyor olmasının önemli bir soru olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:

“A Tipi Misafirhane Binası tarihsel bir belgedir”

Zonguldak kent merkezinin hem Doğal hem de Kentsel sit alanında kalan Fener Mevkiinde, 1940’lı yıllarda inşa edilen A Tipi Misafirhane Binası kent hafızasında yer edinmiş ve uzun yıllar içinde  sembolik değer kazanmış özgün bir mimarlık eseridir. Ereğli Kömür İşletmesi (E.K.İ) döneminde yapıldığı düşünülünce, koşulları içerisinde estetik ve işlevsel ölçütleri açısından çok başarılı bir örnek olarak inşa edildiği görülmektedir. Tasarımındaki sadelik, işlevsellik ve teknik başarının ötesinde yapı yarım yüzyıldan uzun bir süreçte kullanım ihtiyaçlarına başarıyla cevap vermiş, bir anı değerini kazanmış ve kent silüetinde önemli bir yer edinmiştir. Bina günümüzde strüktürel olarak iyi durumdadır. Görkemli iç mekana sahip olup, ahşap işçiliğinin güzel örnekleri bozulmadan günümüze kadar gelmiştir: Masif ahşap mobilyaları, ahşap sürgü kapıları, döşemeleri, özel imalat ahşap küpeştesi, dönemine ait masif konsol ve dolapları, sandıklı masif ahşap ayna gibi yapı elemanları ve mobilya iç koleksiyonuna sahiptir. Bununla birlikte yapı; yaşamışlığının anılarını ve tarihini sindirmiş ve bugüne kadar muhafaza etmiştir. 1950li yıllarda İran Şahı Rıza Pehlevi ve eşi Süreyya Hanım, Irak Kralı yanında, yıllar içinde Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakanlarımız gibi yerli ve yabancı muhtelif özel konukları misafir etmiştir. Bu sebepten gerek mekânsal gerekse hatıraları ile tarihsel bir belge durumuna gelmiştir. 

 “A Tipi Misafirhanesi kaliteli kültür sanat ve müze-eğitim etkinliklerinin düzenleneceği bir Tarihi Müze Ev olmalıdır.”

Günümüzde halen Türkiye Taşkömürü Kurumu bünyesinde olan yapı yaklaşık 2000’li yılların başından beri aktif olarak kullanıma kapanmıştır, sadece senede bir iki kez çeşitli toplantılar yapılmak üzere açılmaktadır. Türkiye Taşkömürü Kurumunun yapıyı aktif olarak kullanmasa da düzenli olarak hem iç hem de dış bakımlarını yaptırmış, güvenliğini sağlamış olması bu önemli değerimizin metruk hale gelmesini, başka amaçlar için dönüştürülüp hafızadan silinmesini engellemiştir. Türkiye Taşkömürü Kurumunun yapının kamu bünyesinde kalmasını devam ettirerek kent tarihinin önemli bir aktörünün hiç bozulmadan anıları ile birlikte bugüne taşınmasında katkısı takdir edilmelidir. Zira hatalı işlevlerle binanın kimliğini, yapı elemanlarını ve miras değerini bozmak yerine kapalı tutmak pahasına korumak; henüz doğru zaman ve doğru projeler gelene kadarki sürede iyi bir çözüm olabilir.
Fakat doğaldır ki yapılar kullanıldıkları uzun süreçlerde yıpranırlar veya tasarlandıkları dönemdeki işlevleri ortaya çıkan yeni ihtiyaçlara cevap veremeyebilir. Mimari koruma ve restorasyon hususundaki çağdaş ve evrensel yaklaşım da bu gerçekleri dikkate almakta, korumanın eserleri olduğu gibi dondurarak değil uzman görüşleri doğrultusunda yapılara yeni işlevler yükleyerek ve koruma-kullanım dengesi sağlanarak gerçekleşmesi gerektiğini savunur. Bu çerçevede, yine uzman görüşlerine uygun olarak ve yapının özgün ve temel özelliklerini muhafaza edilerek, günümüz ihtiyaçlarına uygun bazı yenilemeler gerçekleştirilebilir.
Bizce A Tipi Misafirhanesi yerel mimar ve ustalarca üstün işçilik ile yapılmış dönemine has çok özel mimari, ahşap işçiliğinin ve koleksiyonu ile kent müzeleri içinde

 "Tasarım Müze Ev" kategorisine en uygun yapıdır. Bununla birlikte Zonguldak'ın tarihi hikayesinin bir kesitini ve Cumhuriyet sonrası Türkiye dönemini vurgulamasından dolayı "Dönemsel Veya Yaşamsal Müze Ev" sınıfına girmektedir. Elbette kendi başına durağan bir müze fonksiyonu değil günümüz çağdaş yaklaşımı içerisinde aktif hareket alanı da sağlanması ile içerisinde çeşitli kültürel etkinliklerle kentin kültür sanat alanındaki eksikliğini de giderebilecektir. Eğer bu fonksiyonla kente kazandırılırsa, hazırda var olan üzerinden yeniden bir yapılandırma gerekmediği için çok daha az maliyetle yerel, ulusal hatta uluslararası ziyaretçilere açılabilir. Böylece önemli bir turizm odağı olacak, Zonguldak için ekonomik bir fayda sağlayacaktır. Kent, kömür sonrası değişim dönüşüm yol haritası içerisinde endüstriyel miras rotaları belirleyerek yeni bir anlayış içerisinde ilerlerken bu kapsamda A Tipi Misafirhane yapısı bu mirasın en iyi duraklarından birisi olacaktır

“Zonguldak’ta da yeni bir kütüphane ve kültür merkezi projesinin düşünülmüyor olması önemli bir sorudur. “

1991 tarihinde hizmete açılan Atatürk Kültür Merkezi Zonguldak İl Kültür Müdürlüğü binası için 2018 yılında depreme dayanıksız raporu verilmesi nedeniyle yapının güçlendirilmesi ya da taşınması gündeme gelmiştir. İlk olarak Devlet Tiyatrolarının da oyun sergilediği, kentin pek çok kültürel etkinliğinin yapılabildiği çok amaçlı salonu bu gerekçe ile kapatılmış, 2019 yılından itibaren kentin sosyo-kültürel hayatının en önemli mekanlarından biri böylece eksilmiştir. Kentlinin mekânsal taleplerine, güncel ihtiyaçlarına artık cevap veremeyen Atatürk Kültür Merkezi İl Kültür Müdürlüğü binası, depreme dayanıklılığı arttırılacak şekilde güçlendirilse bile, yeni güncel aktiviteler için alan eksikliği, kültür merkezi ve idari birimlerinin bir arada çözümü ile tasarımsal olarak çağdaş yaklaşımdan uzaklığı, otopark sorunu vb. pek çok açıdan Zonguldak için doğru bir kültür yapısı olmaktan çıkmıştır.  
Türkiye Taşkömürü Kurumu ile Kültür Bakanlığı bünyesinde yapılan görüşmeler ile Atatürk Kültür Merkezi binasındaki halk kütüphanesi bölümünü A Tipi Misafirhanesine taşıma kararı kamuoyunda bilinmektedir. Yeni bir kütüphane binası arayışında şehrin mevcut diğer binalarını dönüştürme, kütüphaneyi bu binalara olduğu gibi taşıma yöntemi çok hassas ele alınması gereken ve nadiren doğru cevap veren bir yöntemdir. Başka işlevler için tasarlanmış yapıları kütüphaneye dönüştürmeye çalışmak yukarıda sayılan AKM binasına dair eksikleri karşılamayacağı gibi standartları daha da düşürecektedir. Henüz kurumlar arası bir protokol imzalanmamışken, bu değerli yapı için alınan bu karardan bir an önce dönülmelidir. Bu kent için kütüphane işlevi için tasarlanmış, uygun fiziksel ihtiyaçlara cevap verebilen yeni bir yapı gerekmektedir. İzlenmesi gereken yol, günümüzün ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde modern ve teknolojik altyapıya sahip, içinde kütüphane, dezavantajlılar için salon, bilgisayar odaları, sergi alanları, çocuk oyun-masal alanı, sinema-seminer salonu, atölyeler, derslikler, kafeterya, depo ve arşiv odaları, otopark gibi birçok kültürel ve idari fonksiyonu barındıran bir proje tasarımıdır. 
    Ülkemizde pek çok ilde bu anlayış ile yeni kütüphane yapıları yapılmış, yapılmaya devam etmektedir. 2019 yılı ve sonrasında, Erzurum, Konya, Yozgat, Iğdır, Sivas, Kırklareli, Malatya, Adıyaman, Van, Bingöl, Ağrı, Tokat gibi illerimizde ya da pek çok ilçemizde halk kütüphaneleri inşaatlarına başlanmış ya da yapım ihalesine çıkılmıştır. Hatta Kültür Bakanlığımızın “Cumhuriyetin 100. Yılında 100 Yeni Kütüphane” projesi kapsamında pek çok kütüphane binası yapılmaya devam etmekte iken neden Zonguldak’ta da yeni bir kütüphane ve kültür merkezi projesinin düşünülmüyor olması önemli bir sorudur. Türkiye Taşkömürü Kurumu ve Zonguldak İl Kültür Müdürlüğü arasında yapılan görüşmeler ile A Tipi Misafirhane binasının Kütüphane yapılması için girişimlere başlanmış fakat henüz bir protokol yapılmamıştır. Çok geç olmadan vazgeçilmelidir çünkü Zonguldak’ta çok değerli bir kültürel miras olan ve müzeye dönüştürülerek gelecek nesillere zarar görmeden devredilmesi gereken tescilli A Tipi Misafirhanesi’nin bu amaçla kullanılmasının düşünülmesi hem çağdaş kütüphane ihtiyacını karşılamayacak, hem yapıya pek çok açıdan zarar verecektir. 

SONUÇ:
Zonguldak geçmişten günümüze okur-yazar oranı yüksek, kültürel aktivitelere geniş katılım sağlayan, ancak bu anlamda mekansal ihtiyaçları karşılanmakta eksik kalınan bir toplumsal yapıya sahip bir kenttir. Çağdaş ve modern bir kültür yapısını hak etmektedir. “Ya çağdaş yapılar ya da kültürel mirasa ait tarihi yapılar” diyerek seçim yapmak yerine ikisini birden savunmaktayız. Ne Zonguldak’ı çok özel bir şehir yapan kültürel belleğimizden olmayı, ne güncel ihtiyaçlarımızın karşılanamayacağı devşirme yapılara sıkışmayı kabul edebiliriz.  Mimarlar Odası Zonguldak Temsilciliği olarak kültür mirasımıza sahip çıkmaya, korumaya ve yaşatmaya devam edecek,  bu değerlerimizi de sonuna kadar savunacağız. Kentlinin hak ettiği yeni ve modern kültürel tesislerin hayata geçirilmesi gerekliliğini de gözeterek kentteki mimarlar olarak bu anlamda yapılacak her türlü girişimde birlikte çalışmaya, öneriler getirmeye ve işbirliği yapmaya hazır olacağız. 
Değerli basın aracılığı ile halkımızın bilgisine sunarız"

Muhabir: Ercan Demir