Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'da yaşanan ve kamuoyunda büyük infial oluşturan olaylar, eğitim sistemi, aile yapısı ve gençlerin ruhsal durumu üzerine tartışmaları yeniden alevlendirdi. Özellikle çocuk yaşta bireylerin karıştığı şiddet vakaları, toplumda derin bir endişe oluştururken, bu tür olayların arka planında yatan nedenler de sorgulanmaya başlandı. AL-KON Konfederasyonu Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, yaşanan trajedilere ilişkin yaptığı değerlendirmede hem eğitim sistemine hem de aile içi iletişime dikkat çekerek çarpıcı tespitlerde bulundu.

AL-KON Konfederasyonu olarak şiddeti kınadıklarını söyleyen Adil Kurban, 'Bu aslında son yaşadığımız 2 olay taşan birikimin sonucudur. Yani uzun zamandan beri devam eden dejenerasyonun artık zirveye ulaşarak ortaya çıkması meselesidir. Kamufle olmuş, insanların çok iyi takip edemediği ve bilemediği bir durumun tamamen ortaya çıkmasıyla alakalıdır. Dolayısıyla bu durum, milli eğitimde kökten düzenlemeyi gerekli kılıyor. İlköğretimden, ortaöğretimden, lise eğitimine kadar bakış açısının sadece başarı odaklı olmaması gerekiyor. Sadece başarı odaklı sistem eğitim değildir; öğretim olabilir ama eğitim değildir. Eğitim ayrıdır, öğretim ayrıdır. Eğitimin tam anlamıyla verilebilmesi için kültürümüzün, değerlerimizin ve erdemlerimizin çocuklarımıza aktarılması gerekiyor. Ancak görüyoruz ki özellikle son yüzyılda yaşanan kültür emperyalizmi nedeniyle kendi çocuklarımıza kendi kültürümüzü yeterince veremiyoruz' diye konuştu.

Çocukların başka kültürlerden çok rahat etkilendiklerini belirten Kurban, 'Bazen sadece oyunlar bile onların bir parçası haline gelebiliyor. Bu durum korkunç noktaya ulaşıyor. Gerçek ile sanalı karıştırmış zihin yapısı ortaya çıkıyor ve insanlar sanal dünyada yaşadığını zannediyor. Gerçeği algılayamıyor. Bu durum eğitim sistemiyle olduğu kadar bağımlılıkla da alakalıdır. Ülkemizde internet kullanımı çok yaygın ancak faydaya yönelik kullanım oldukça sınırlı. Belki de yüzde 5'i bile faydalı kullanım değildir. Çocuklar, toplumda göremedikleri şeyleri sanal ortamda görüyor ve bu da onlara cazip geliyor. Bu durum, onların hayatlarını ve kabiliyetlerini israf etmelerine neden oluyor' şeklinde konuştu.

Bir insanın hayatta hedefi yoksa mutlu olması, verimli olması ve motive olmasının mümkün olmadığını belirten Kurban, 'Bu nedenle çocuklarımızın doğru motivasyonunu sağlamak ve onlara hedef göstermek zorundayız. Ancak bu hedef sadece maddi olamaz. Sadece maddiyatla kim mutlu olabilir? Hayata bakış açısı, erdemler ve vicdan da en az maddiyat kadar önemlidir. Milli Eğitim Bakanlığı ile görüşme talep ettik. İnşallah yakın zamanda bu görüşmeyi gerçekleştireceğiz. Eğitimle ilgili önerilerimizi rapor halinde sunacağız ve çocuklarımızı geliştirecek her türlü yeniliğin hayata geçirilmesi için çalışacağız. Eğitimin tamamen yenilenmesi lazım' ifadelerini kullandı.

'Bugün gençlerin büyük bir kısmı insanlarla nasıl konuşması gerektiğini bilmiyor' diyen Adil Kurban, 'Memura, büyüğüne ya da yolda karşılaştığı birine nasıl hitap edeceğini bilmiyor. Bu nedenle adabı muaşeret eğitimi çok küçük yaşlardan itibaren verilmelidir. Ana sınıfından itibaren tiyatrovari yöntemlerle çocuklara bu davranışlar öğretilmelidir. Çocukların zihninde oluşan her türlü soruya cevap verebilecek eğitim sistemi kurulmalıdır. Bu çağın insanı zorla değil ancak ikna ile yönlendirilebilir. Bu nedenle eğitim sistemi akla ve mantığa dayalı olmalıdır. Dogmatik yaklaşımlarla başarı sağlanamaz. Artık ne olduğu tam tanımlanamayan bir kuşakla karşı karşıyayız. Değer yargıları zayıflamış gençlikle karşı karşıyayız. Bu durum ileride ciddi güvenlik sorunu oluşturabilir. İnsanlar sokakta kendini güvende gezemeyecekler. Eğitim alamayan nesiller büyük bir risk oluşturur. Bu durum sadece bizim toplumumuz için değil, farklı topluluklar için de geçerlidir. Eğitimsiz nesillerin telafisi çok zordur ve bu durum toplumların geleceğini doğrudan etkiler' dedi.

Ailelerin rolünün de önemli olduğunu ifade eden Kurban, 'Toplum genel olarak belli bir yöne evrildiğinde bireysel çabalar yeterli olmayabiliyor. Çocuklar dış çevreden etkileniyor ve bu durum onların hayata bakış açısını değiştiriyor. Bugün ciddi dönüşüm yaşıyoruz. Bu dönüşüm, toplumumuzu istenmeyen noktaya götürebilir. Biz güvenli, birbirine güvenen bir toplumda yaşamak istiyoruz. Bu nedenle değerlerimize sahip çıkmalı ve eğitim sistemimizi yeniden yapılandırmalıyız. Biz insanız ve insanlığa örnek olmuş bir toplumuz. Bu nedenle bu seviyelere düşmemeliyiz. Çocuklarımızın kabiliyetlerini doğru yönlendirmeli, onları israf etmemeliyiz. Aksi halde hem bireysel hem toplumsal olarak büyük kayıplar yaşarız. Çocukların aile ilişkileri de zayıf. Zaten bugün birçok çocuk adeta odaya kapanmış durumda. Orada yanlış verilerle, yanlış bilgilerle donanıyorlar. Sonra dışarı çıktıklarında bakıyorsunuz, o çocuk artık sizin çocuğunuz değil' diye konuştu.

Kaynak: İHA