Zonguldak İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Özkan Gün, Ramazan ayının gelmesiyle birlikte vatandaşların süreçte sağlıklı beslenmelerinin önemine dikkat çekerek birçok önerilerde bulundu.İl Sağlık Müdürü Gün,bu öneriler kapsamında şu bilgileri verdi; “Ramazan ayında sağlıklı beslenmenin önemi, uzun saatler süren açlık ve değişen yeme düzeni göz önünde bulundurulduğunda daha da belirginleşir. Bu dönemde vücudun ihtiyaç duyduğu besin öğelerini alması, gün boyu enerjik kalabilmek ve oruç ibadetini sağlıkla yerine getirebilmek için hayati önem taşır.” dedi

GÜN, RAMAZAN AYINDA EN ÇOK ÖNEM TAŞIYAN KONULARI AÇIKLADI


Ramazan Ayında sağlıklı beslenme için nelere dikkat edilmeli?
Oruç tutarken de yeterli ve dengeli beslenmeye özen gösterin.
Tek seferde büyük porsiyonlar yerine, iftardan sonra aralıklarla ile her seferinde azar azar küçük porsiyonlar şeklinde beslenin.
Yemekleri pişirme yöntemlerinin de önemli olduğunu unutmayın. Özellikle ızgara, haşlama, fırında, buğulama gibi sağlıklı yöntemlerle hazırlanan yemekleri tercih edin.
Kavrulmuş, kızartılmış ve tütsülenmiş yemeklerden uzak durun.
Yemeklerinizi hızlı yemekten kaçının, yavaş yavaş ve iyice çiğneyerek tüketin.
İftar ve sahur arasında ihtiyacınız kadar su için. Ayrıca süt, ayran, sade soda, taze sıkılmış meyve-sebze suları, ıhlamur ve kuşburnu gibi bitki çayları tercih edebilirsiniz.
Sahur öğününüzü atlamayın. İftarda ve sahurda kan şekerini birden yükseltmeyen, uzun süre tokluk hissi sağlayan, yavaş sindirilen proteinli ve lifli gıdalar, tam tahıllı ürünler (tam tahıllı buğday ekmeği, çavdar veya kepek ekmeği), kuru baklagiller (kuru fasulye, mercimek, nohut), süt ürünleri (yoğurt, ayran, süt, kefir, cacık vb.), yumurta, bal, taze sebze ve meyve/kuru meyveler, şekersiz hoşaf veya komposto, hurma, ceviz, kavrulmamış fındık, badem gibi yağlı tohumlar tercih edin. Rafine ürünlerden, beyaz undan yapılmış kek, poğaça ve kurabiye gibi hamur işleri ve şekerli tüketmekten sakının.


15 DAKİKA ARA VERİLMELİ


Oruç açıldıktan 10-15 dakika sonra sağlıklı pişirme yöntemleriyle hazırlanmış et yemeği, sebze yemeği veya salatayla devam edebilirsiniz.
Çiğ veya az pişmiş et, tavuk balık gibi yiyecekleri yemekten kaçının. İyi pişmiş yiyecekleri tercih edin.
Sebzeler, meyveler, kurubaklagiller, tam tahıllar, yağlı tohumlar ve kefir, yoğurt, ayran, boza, tarhana, şalgam suyu gibi probiyotik besinler bağışıklık sistemini olumlu etkiler.
İftardan 1-2 saat sonra kısa mesafeli yürüyüşler yapmak sindirime yardımcı olacaktır.

RAMAZANDA SAHUR ÖĞÜNÜ NEDEN ATLANMAMALI?


İftara kadar olan sürede günün verimli geçmesi için yeterli ve dengeli bir sahur öğünü oldukça önemlidir. Sahur günün önemli bir öğünü olan kahvaltının yerini almalıdır. Sahura kalkmamak ya da sahurda sadece su içmek açlık kan şekerinin daha erken saatlerde düşmesine; güne hazırlıksız başlanmasına, gün içinde halsiz ve isteksiz olunmasına neden olacaktır. Bir ay boyunca bu şekilde beslenmek sağlık açısından da risk oluşturacaktır. Bu durumun aksine eğer sahur öğünü, ağır yemeklerden oluşursa gece metabolizma hızı düştüğü için yemeklerin yağa dönüşme hızı ve kilo alma riski artmaktadır.


SIVI TÜKETİMİNE DİKKAT


Sıvı gereksinmesinin karşılanmasında suyun önemi büyüktür. Su dışındaki içecekler çay, kahve, bitkisel çaylar, süt, meyve suyu, sebze suları, soda, maden suyu vb.dir. Bir günde tüketilecek toplam sıvı miktarı 2500-3000 ml’dir. Sıvı gereksinmesinin karşılanmasında su başlıca tercih olmalıdır. Su enerji içermez ve en iyi şekilde hidrasyon sağlar. Susama hissi su ile giderilmelidir. Altmış beş yaşından sonra susama hissi azaldığı için bu bireyler susamadan su içmeye özen göstermelidir.
Günde 8 su bardağı su içiniz şeklindeki öneri bazı bireyler için yetersiz, bazıları için ise fazla olabilir. Bununla birlikte iyi bir hedef olarak düşünülmelidir. Günlük su gereksinmesi: 35 mL x vücut ağırlığı (kg) şeklinde hesaplanabilir. Ramazan ayında sıvı ihtiyacını karşılayacak ayran, taze sıkılmış meyve-sebze suları, sade soda vb. sık sık tüketmeye özen gösterilmelidir.

KRONİK HASTALIKLARI OLANLAR ORUÇ TUTMALI MI?


Diyabet, kalp, tansiyon, böbreğe gibi kronik hastalığı olanların oruç tutmadan önce mutlaka doktorlarına danışmaları gerekir. Zira kronik hastalık herkeste aynı derecede seyretmediğinden, kimileri alacakları önlemlerle rahatça oruç tutabilecekken kimileri için ciddi tehlikelere yol açabilir. Kronik tiroid gibi bazı hastalıkları olanlar hekimlerinin kontrolünde, ilaçlarını sahur vaktinde aldıkları takdirde oruç tutabilirler. Uzun süreli açlık ve susuzluğun sorun oluşturmayacağı kronik hastalıklar da oruç tutulabilir.

Kaynak: Haber Merkezi