Zonguldak'ta Uzun Mehmet'inTaşkömürünü buluşunun 197. Yılı dolayısıyla anma töreni düzenlendi.
Valilik Alanı’nda gerçekleştirilen Zonguldak’ın Düşman İşgalinden Kurtuluşunun 105. Yılı kutlama töreninin ardından Uzun Mehmet Anıtı önünde “Uzun Mehmet’i Anma Günü” programı düzenlendi.
Törene, Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu, Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Barış Cücen, Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Genel Müdürü Muharrem Kiraz, Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Genel Başkanı Hakan Yeşil, GMİS Genel Sekreteri Yener Arslanbuğa, Amelebirliği Başkanı Veli Köktürk, Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şube Başkanı Levent Yağcıoğlu, siyasi parti temsilcileri, askeri erkan, daire müdürleri, GMİS Karadon Şube Başkanı Kemalettin Karataş, GMİS Merkez Servisleri Şube Başkanı Aysel Yaman Kocabaş, GMİS Kozlu Şube Yöneticileri ve madenciler katıldı.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan törende, TTK, GMİS, MMO ve Amelebirliği çelenkleri anıtına konulmasının ardından TTK Genel Müdürü Muharrem Kiraz, GMİS Genel Başkanı Hakan Yeşil ve Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şube Başkanı Levent Yağcıoğlu birer konuşma yaptı.
GMİS Genel Başkanı Hakan Yeşil törende yaptığı konuşmada, “Bölgemizin ve ülkemizin özkaynaklarına, atalarımızın mirasına, işimize, aşımıza, geleceğimize sahip çıktık, her şart altında sahip çıkmaya devam edeceğiz” dedi.
Yeşil şöyle konuştu;
Bölgemizde taşkömürünün bulunuşunun 197’nci yılında Uzun Mehmet’i ve tüm maden şehitlerimizi; Zonguldağımızın düşman işgalinden kurtuluşunun 105’inci yıldönümünde, başta büyük önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, bağımsızlık mücadelemizde şehit düşenleri sevgi, saygı ve rahmetle anıyorum. Mekanları cennet olsun."
ÖZKAYNAKLARIMIZA HER ŞART ALTINDA SAHİP ÇIKMAYA DEVAM EDECEĞİZ
Zonguldak'ta taş kömürünün ilk kez 1829 yılında bulunduğunu hatırlatan Hakan Yeşil sözlerine şöyle devam etti "Uzun Mehmet’in bölgemizde 1829 yılında taşkömürünü bulmasının, 1848 yılında ise üretimin başlamasının ardından Zonguldak Maden Havzamızda üretim yabancıların kontrolündeydi.
Kurtuluş Savaşımızla birlikte “Kömür bütün Türkiye’yi ihya edecek bir servettir” diyen büyük önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları bölgemize sahip çıktılar.
Yasal düzenlemeler yaparak yerli-yabancı tüm şirketleri denetim altına aldılar ve ülkemizin sanayileşmesine öncelik verdiler. Ancak, özellikle 1990 sonrası uluslararası tekeller, üretim yerine tüketim ekonomisini dayattılar. Zonguldak üretimden uzaklaştı, Türkiye ürettiğinden çok daha fazlasını tüketmeye ve ithalat rekorları kırmaya başladı. Bugün de yaşadığımız gibi ülkemiz kötü ekonomik tablolarla karşı karşıya kaldı.
Başta sendika ve maden işçileri olmak üzere, bölge halkımız ile birlikte bu yanlış politikalara karşı doğrularımızı her şart altında söyledik, mücadele verdik. Bölgemizin ve ülkemizin özkaynaklarına, atalarımızın mirasına, işimize, aşımıza, geleceğimize sahip çıktık, her şart altında sahip çıkmaya devam edeceğiz"
ÖZKAYNAKLARIMIZI DEĞERLENDİRMEK VE ÜRETİMİ ARTIRMAK MECBURİYETİMİZ VAR
Üretimin arttırılmasının şart olduğunu bir kez daha tekrarlayan GMİS Genel Başkanı Hakan Yeşil konuşmasında şu sözlere yer verdi;
"Dünyada ve bölgemizde yaşanan gelişmeler, savaşlar ve çatışmalar; dünya enerji ve maden kaynaklarının ne derecede stratejik olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Yerli ve milli üretim yapmanın, kendi öz kaynaklarımızı yine öz insan kaynaklarımızla ülkemiz ekonomisine ve sanayisine kazandırmanın kritik bir öneme sahip olduğunu artık herkes görüyor.
Buna rağmen Türkiye ne yazık ki her yıl 40 milyon tona yakın taşkömürü ithal ediyor ve milyarlarca dolarlık dövizimiz başka ülkelerin ekonomisine aktarılıyor.
Kömür ithalatı nedeniyle gerek enerji sektörü, gerek sanayimiz ve gerekse madencilik sektörümüz olumsuz etkileniyor. Bu tabloyu tersine çevirmek, kendi özkaynaklarımızı değerlendirmek ve üretimi artırmak mecburiyetimiz var. Madencilik sektöründe de yaşanan bu olumsuz tabloyu tersine çevirmek için ülkemizin madencilik kabiliyeti, insan kaynağı ve doğal zenginlikleri mevcuttur.
Türkiye’nin; en kısa sürede kendi öz kaynağı olan başta taşkömürü olmak üzere tüm yeraltı kaynaklarının üretimini artırması ve dışa bağımlılığını mutlaka azaltması gerekiyor."
TTK’NIN KURULU KAPASİTE VE NORM KADRO İLE ÇALIŞMASI GEREKİYOR
TTK'daki işçi açığına işaret den Yeşil sözlerine şöyle devam etti;"
Biz Genel Maden İşçileri Sendikası olarak yıllardır yerli ve milli üretimden yana olduğumuzu, Türkiye Taşkömürü Kurumu’na, Maden Tetkik Arama Kurumu’na, Türkiye Kömür İşletmelerine, ülkemizin stratejik tüm kamu kuruluşlarına ve madencilik sektörümüze sahip çıkılması ve tüm stratejik kamu kurum ve kuruluşlarının korunması gerektiğini İfade ediyor, mücadelesini veriyoruz.
Biz madenciler, her şart altında fedakarca üretmeye devam ediyoruz. Biz Genel Maden İşçileri Sendikası olarak gerek işçi sağlığı ve iş güvenliği risklerinin ortadan kaldırılması, gerekse taşkömürü üretimini artırarak ülkemiz sanayisine ve ekonomisine daha çok katkı verilebilmesi için TTK’nın norm kadro ve kurulu kapasitesiyle çalışması gerektiğini her fırsatta ifade ediyoruz. Bizler, daha iyi şartlarda, daha fazla üretebilmek için mücadelemizi sürdüreceğiz."
EMEKÇİLERİN HAKLARI GECİKMEKSİZİN TESLİM EDİLMELİ
Madencilerin emeklerinin karşılığını alması gerektiğine vurgu yapan Yeşil konuşmasını şöyle tamamladı;"Buradan büyük özverilerle ve canları pahasına vatanına ve milletine hizmet eden, ailelerinin geçimi, çocuklarının rızkı için haklı taleplerini haykıran ve Türkiye’nin birçok bölgesinde verdikleri onurlu mücadeleleriyle haklarının teslim edilmesi için direniş gösteren tüm maden işçilerini ve emekçileri selamlıyoruz. Tüm maden işçilerimizin, tüm emekçilerimizin alın terlerinin karşılığı olan haklarının gecikmeksizin teslim edilmesini istiyoruz.
Uzunmehmet’i ve maden şehitlerimizi bir kez daha saygı, şükran ve rahmetle anıyorum.
Hepinize tekrar sevgi ve saygılarımı sunuyor, teşekkür ediyorum.”
KİRAZ; TTK STRATEJİK BİR ROL ÜSTLENİYOR
TTK Genel Müdürü Muharrem Kiraz da yaptığı konuşmada şu duygulara yer verdi;" Bundan197 yıl önce Uzun Mehmet’in taşkömürünü keşfetmesi, ülkemizin sanayileşme sürecinde çok önemli bir dönüm noktası olmuştur. Havza sınırlarımızın belirlenmesinin 178. Yılında Zonguldak, sanayimizin gelişmesinde ve enerji ihtiyacımızın karşılanmasında stratejik bir rol üstlenmeye devam etmektedir. Türkiye Taşkömürü Kurumu olarak, yerli üretimin ekonomimiz için taşıdığı değerin bilinciyle hareket ediyoruz. Bu anlamlı gün vesilesiyle, Uzun Mehmet başta olmak üzere havzamıza emek veren, yerin altında ve üstünde alın teri döken tüm madencilerimizi minnetle anıyorum. Ebediyete intikal eden aziz maden şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum” dedi.
YAĞCIOĞLU; TTK, YERALTI MADENCİLİK BİRİKİMİNİN TANIYIŞICISIR
Maden Mühendisleri Odası Şube Başkanı Levent Yağcıoğlu ise şu ifadeleri kullandı;“Bu anlamlı günde, şehrin kaderini değiştiren ve ülkemizin sanayi tarihine yön veren Uzunmehmet'i anmamız çok değerli. Uzunmehmet’in 1829 yılında taşkömürünü bulması sadece bir maden havzasının doğuşu değil; aynı zamanda emeğin, alın terinin ve üretimin bu topraklarda yeşermesinin başlangıcıdır. Uzunmehmet adı; iki asra yaklaşan bir süredir üretimin, emeğin ve alın terinin sembolü olarak yaşamaktadır. Bugün Uzunmehmet’i anarken yalnızca geçmişimizi konuşamayız. Geçmişten aldığımız değerlerin ve kültürün geleceğe nasıl taşınacağını da tartışmak zorundayız. Ülkemizin tek taşkömürü üreticisi olan Türkiye Taşkömürü Kurumu, yalnızca kömür üreten bir işletme değildir. Aynı zamanda, 1848 yılından günümüze kadar oluşan ülkemizin yeraltı madencilik bilgi birikiminin, teknik deneyiminin ve üretim kültürünün taşıyıcısıdır. Bu nedenle TTK’da yaşanan her gelişme ülke madenciliğinin geleceğini de doğrudan etkilemektedir.
Zonguldak’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 105. Yılı ve Uzunmehmet’ i anma gününde; Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları ile milli mücadele kahramanlarımızı, taşkömürünü ülkemiz ekonomisi ve sanayisine kazandırmak için üretirken hayatını kaybeden maden şehitlerimizi bir kez daha saygıyla anıyoruz” dedi.
Konuşmaların ardından şiirleri okundu ve Amelebirliği tarafından hazırlanan fotoğraf sergisi gezildi.




