Olay, 21 Nisan 2025'te İnönü Mahallesi Arnavut Caddesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, cadde üzerindeki apartmandan kötü kokuların gelmesi üzerine binada yaşayan vatandaşlar, 112 Acil Çağrı Merkezini aradı. İhbar üzerine Civil ailesinin yaşadığı eve giren ekipler, 34 haftalık hamile Elif Civil'in cesediyle karşılaştı. Elif Civil'in, vücuduna aldığı 12 bıçak darbeleriyle öldürüldüğü, cesedin 10 günden fazla süredir evde olduğu belirlendi. Yaşanan olayın ardından harekete geçen Kastamonu İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, ölen kadının kocası Berkan Civil'i (29) 1,5 yaşındaki çocuğu İ.C. ile birlikte Nasrullah Meydanı'nda yakaladı. Gözaltına alınan Berkan Civil tutuklandı.
Olayın ardından Berkan Civil hakkında Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinde "Eşe karşı kasten öldürme kasten öldürme" suçundan dava açıldı. Davanın ilk duruşmasında, tanıklar ve taraf avukatları hazır bulunurken, sanık SEGBİS aracılığıyla duruşmaya katıldı.

Duruşmada savunma yapan Berkan Civil, "Olaydan önce ben, kapı komşum M.Ç.'yi telefonla aradım. Çarşıya inemeyeceğimi eve gelirken ekmek ve sigara almasını söyledim. Kapıyı tıkladı, açtım ekmek ve sigarayı aldım. Parasını da verdim. Sigarayı içtikten sonrasını da hatırlamıyorum. Tahlillerimde uyuşturucu çıktı mı, bilmiyorum. 4 gün kendimde değildim. Uyandığımda boğazımda kesik vardı, karnımda da kesikler vardı. Tek hatırladığım 8 gün boyunca eşimin cesediyle uyumuşum. Telefonum da olmadığı için arayamadım. Ben yaralıydım, eşim de öldürülmüş haldeydi. Telefonum yoktu, bulamadım. O yüzden de kimseyi arayamadım. Sigarayı içtikten sonra uyandığımda boğazım kesikti. Gömleğimde kan içerisindeydi. Korktuğum için kimseyi arayamadım, haber veremedim. 4 gün boyunca uyuya kalmışım. Korktum, çocuğumu kaybederim diye, o yüzden aramadım. Eşimle ara sıra anlaşmazlıklarımız olurdu. Her ailede olduğu gibi sorunlarımız olurdu. Fiziki olarak eşime bir şiddet uygulamadım. Ciğerim yanıyor, evladımı, eşimi kaybettim. Tek hazırladığım T.Ş.'nin kapıya gelip ekmek ve sigarayı bıraktığı, ardından bir süre sonra görüşünce, ‘ben, sana demiştim' diye cevap verdi. 10 gün sonra olay ortaya çıktı. Kan değerlerimde uyuşturucu çıktı mı bilmiyorum" dedi.
Evde bulunan bıçaktaki DNA'sının daha önce ev işlerinde kullandığı için çıkmış olabileceğini iddia eden sanık, "Herhangi bir yere borcum yoktu. Herhangi birisiyle husumetim de yok. Ben işimde gücümde birisiyim, eşimin de kimseyle husumeti yoktu garibimin. Boya ve fayans işlerine gidiyorum, akşamları da kahvehanede çalışıyordum. Ben, 8 gün boyunca evde eşimin cesedini gördüm. Nasıl yaralandığımı hatırlamıyorum. Uyandığımda boğazım kesik, gömleğim de kan içerisindeydi. Yakalandığım güne kadar 8 gün boyunca dışarıya hiç çıkmadım. Herhangi bir madde kullanmadım. Olaydan 15 gün önce eşimle kavga ettiğimi söylüyorlar. Bunu kabul etmiyorum. Madem komşularımız kavga ettiğimizi duymuşlar, neden polisi aramamışlar" diye konuştu.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı adına duruşmaya katılan avukatın, "4 gün boyunca kendine gelemediğini söylüyorsun. 1,5 yaşındaki çocuğun bakımını kim sağlamış, bunu açıklayabilir misiniz" şeklindeki sorusuna cevap veren sanık, "Çocuğuma ben baktım. Ben, babayım, bilincimi kaybetsem de çocuğuma bakabilirim. Kendimde olmasam da hatırlamasam da çocuğuma bakabilecek durumdaydım" şeklinde konuştu.
Tanık olarak dinlenen komşu T.Ş. de, "Sanık ile 3 ay arkadaşlığımız oldu. Karşı kapı komşumdu. Olayı bilmiyordum. Yakalandığı gün ben Ankara'daydım. Ben evine bir bardak çay dahi içmeye gitmedim. Eşinin ismini bilmem. Bir kere evime geldi ve 5 dakika oturup gitti. Eşiyle ilgili bir sorunundan bahsetmedi. Eşini de 2 kere gördüm. Bir gece eşi ile sesleri geldi, kavgalarını duymuştum. Arada bir sigara alıp Berkan'a verirdim. İçimden gelirdi. En son olaydan 10 gün önce sigara alıp vermiştim. Paket sigaraydı. Kapının önünde ayakkabılık vardı, oraya bıraktım. Ben iki paket sigara almıştım, birisini Berkan'a verdim, diğerini kendime aldım. Benden sigara istememişti. Arayıp söylemedim, o bıraktığım yerden alıyordu" ifadelerini kullandı.
T.Ş.'nin verdiği ifadenin ardından konuşan Berkan Civil, "Sen bana bunu nasıl yaptın, eşime nasıl kıydın?" şeklinde tepki göstererek, "Adaletin tecelli etmesini diliyorum. Ailesinin şikayetçi olması umurumda değil. Ben onlardan daha düşkündüm eşime. Gereken araştırılsın. Adalete güveniyorum. İki elim T.Ş.'nin yakasında olacak. Eşimi kaybettim, evladım yetim kaldı. Her şey araştırılsın. Düne kadar ailesi de hayatımızda yoktu. Yazıklar olsun. Bir de tanıklık yapıyorlar" dedi.
Berkan Civil'in ev sahibi S.G. de, "Elif'i hiç görmedim. Sanığın kira borcu vardı, ödeyemediler. Nisan ayında çıkacağını söyledi. Nisan ayı gelince 2 hafta boyunca aradım ama ulaşamadım. Ben de yöneticiyi aradım. Durumu anlattım. Yönetici ile birlikte daireye çıktık. Koku geliyordu, biz de polisi aradık" diye konuştu.
Elif Civil'in babası İ.Ç. de, "En son yüz yüze bir yıl önce İstanbul'da görüşmüştük. Yaşananları biz bilmiyoruz. Olaydan 3 ay önce sanığın annesi ve babası bizleri aradı, ‘kızınızı alıp götürün, keser atarız, öldürürüz, geçinemiyorlar' dediler. Biz de kızımızı arayıp durumunu sorduk, 'sorun yok, iyiyiz' dediler. En ağır şekilde cezalandırılmasını istiyorum" dedi.
Sanığın ailesini ve taraf avukatlarını da dinleyen mahkeme heyeti, dosyadaki eksiklerin giderilmesi için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

Kaynak: İHA