Gelin her sabah içtiğimiz kahveyi elimize alalım. Arkadaşlık ve dostluk üzerine konuşalım.
Eskiden evimize gelen misafire o bakır cezvelerde yaptığım, üzeri bol köpüklü kahveler aklıma geldi. Ocakta pişerken fincana varana kadar ne hayaller kurar, neler düşünürdüm. Bakır cezvenin yüzüme yansıyan parıltısı gibi güzel umutlar beslerdim. Dostlarıma ikram ederken yüzümde gülümseme hiç eksik olmazdı. Ne güzeldi o eski dostluklar. Karşı komşunun iki gün kapısı açılmasa koşardı hemen. Birbirimizle yardımlaşmayı görev değil sevgi ile yapardık. İyi günümüzde, kötü günümüzde hep yanyanaydık.
Bir gün aynı mahallede ayrancılık yaparak geçinen bir amca vardı. Aniden rahatsızlandı ve kısa sürede Hak'ın rahmetine kavuştu. Kimsesi yoktu. Mahallece biraraya gelip, cenazeyi kaldırdık. Anladım ki gerçekten birbirimizi desteklememiz çok önemli. Sanki eskiden bağlarımız daha güçlüydü. Bugün yaşadığımız bu devirdeincelmiş iplerle bağlıyız, kopma olasılığı çok yüksek, tahammül seviyemiz çok düşük. Kimse kimsenin derdini gerçekten dinlemiyor ya da görmezden geliyor.
Dostlar bunun çaresi var. Sevmek... Sevmenin her şeye ilaç olacağına inanıyorum. Sevgiyi ne kadar dağıtırsak o kadar çoğalıyor. Geri dönüşleri kalpleri ısıtıyor. Daha ılımlı, anlayışlı ve sevgi dolu günler dilerim.