“Söz uçar, yazı kalır” derler. Ben de bugün o kalan yazının izinde sizinle dertleşmeye geldim.
Kumdan kaleler, şatolar yapıp üzerine en güzel dileklerimi koydum. Çabucak rüzgara kapılıp gökyüzünde uçsun, en güzel yerlerde konaklasın istedim. Sevgi diliyorum herkese. Mutluluk diliyorum. Kapısını çalmadığı kimse kalmasın. Aramızdaki bağlar güçlensin; yıkılmaz gönül evleri, sağlam dostluklar olsun. Geleceğe umutla bakan yüzler, ülkeyi kalkındıracak çalışan gençler olsun.
Ama hayat… Her zaman dileklerimiz kadar yumuşak olmuyor. Bazen en çok gülen insanların içinde en büyük yorgunluk saklıdır. Kimimiz susarak anlatır derdini, kimimiz kalabalıklar içinde yalnızlaşır. O yüzden birbirimize biraz daha nazik olmayı öğrenmeliyiz. Çünkü kimsenin yükü, dışarıdan göründüğü kadar hafif değil.
Ben de öğrendim zamanla… Her şeyin istediğim gibi gitmediği günlerde bile hayatın bana bir şey anlatmaya çalıştığını. Kaybettiklerimin, aslında beni koruyan görünmez bir el olduğunu fark ettim. Ve insan bazen en çok düştüğü yerde büyüyormuş. O yüzden artık her şeye rağmen içimde küçük de olsa bir inanç taşıyorum.
Üzülmesin insan… Bir kapı kapandığında bilsin ki daha nice kapılar açılacak bahtına. Yaradandan asla umut kesmesin, çünkü O, her an yanında. Rabbimin bana verdiği ve benden uzaklaştırdığı her şey için şükrediyorum.
Belki de hayat, sahip olduklarımızla değil, kaybettiklerimizle olgunlaştırıyor bizi. Ama yine de içimizde bir yer hep yeniden kurmaya inanıyor. Çünkü insan, yıkılsa da yeniden ayağa kalkabilen tek varlık. Ve umut… Her şeye rağmen, en çok da bize yakışıyor.
İyilik ve sevgiyle kalın.