Üniversitesi olmayan bir “şehir” düşünelim…
Üniversitesi olan şehirlerin yanında “köy” gibi kalacağı aşikar…
Üniversite bir şehrin imajıdır, insan kaynağıdır, bilim ve sanat merkezidir, geleceğe bakan aydınlık yüzüdür.
Uluslararası bilim çevrelerinde ilimizi ve ülkemizi temsil mevkiindedir.
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, kuruluşundan itibaren hızlı bir gelişme kaydetti. Her geçen gün akademik kadrolarını, öğrenci sayısını, bölümlerini ve fiziki alanlarını genişleterek büyük ve başarılı bir üniversite haline geldi, “kurucu üniversite” ünvanını kazandı.
Bu gelişmede baştan itibaren görev yapan rektörlerimizin payı olduğu kadar, özellikle şu anda görev başında olan ZBEÜ Rektörü Prof.Dr. İsmail Hakkı Özölçer, rektör yardımcıları Prof.Dr. Bekir Hakan Bakkal, Prof.Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Doç.Dr. Özcan Pişkin ve tüm yönetim kademeleri ile hekim kadrosunun çok büyük emek ve çabası bulunuyor.
ZBEÜ’deki gelişmeleri yakından izleyip gözlemlediğiniz zaman akademik anlamdaki kalite standartların nasıl hızla yükseldiğini, üniversitenin fiziki büyümesi için nasıl yoğun bir çaba harcandığını, Türkiye ve dünya üniversiteleri ile sağlanan iletişim ve bilimsel işbirliği çabalarını, şu anda ülkemizde yabancı öğrencilerin tercih ettiği üniversiteler arasında nasıl birinci sırada yer aldığını ve üniversite ile ilgili birçok konuyu daha iyi anlamak ve anlatmak mümkün olabiliyor.
ZBEÜ, sayamadığımız kadar çok ödüle sahip bir üniversite…
Bu gurura herkesin sahip çıkıp, ortak olması gerekiyor.
*
Zaman zaman üniversiteye, özellikle Tıp Fakültesi Hastanesi’ne yönelik eleştiriler oluyor.
Üniversite elbette eleştiriye ve tartışmaya açıktır ama, sadece üniversiteyi ve yönetim kademelerini yıpratmak amacına yönelik, iyi niyetten yoksun çabaları gördükçe üzülmemek olası değil…
Bu şehrin bazı insanlarının, kendi üniversitesine bunca husumet dolu duygularla hareket etmesi insaf ve vicdan ile bağdaşmadığı gibi, her kurumda görülebilecek bazı münferit olayları abartarak sansasyonel bir biçimde sunmaya çalışmak da herhalde aynı çabanın ürünü olsa gerek…
Bu arada, sayıları çok az da olsa, üniversitenin içinde yer alıp, yemek yediği sofrayı kirletenlerin bulunduğunu da unutmayalım.
*
Bizim kuşağımızda bulunanlar iyi hatırlar…
Zonguldak’ta üniversite yoktu, üniversite hastanesi yoktu, gençlerimiz yurdun diğer bölgelerindeki üniversite kontenjanlarını takip etmekle ömür tüketir, hastalarımız büyük şehirlerde bir tahlil sonucunu almak için bile günlerce-haftalarca beklemek zorunda kalırdı.
Şimdi dünya standartlarında bir üniversitemiz var, Zonguldak’ın gençleri büyük çoğunlukla kendi üniversitesi ilk tercih olarak belirliyor.
Şimdi kendi üniversite hastanemiz var, sadece ilimizin değil, bölgemizin “sağlık üssü” durumundaki bu hastanede en zor ameliyatlar başarıyla gerçekleştiriliyor.
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi,ulusal ve uluslararası bilimsel platformlarda büyük başarılara imza atıyor, akademik çalışmaları takdirle karşılanıyor, şehrin ekonomik ve sosyo-kültürel yaşamına çok değerli katkılar sağlıyor.
Grizu 263 Uzay Takımı, bu üniversitenin içinden çıkıyor, çevreci üniversiteler kapsamında ödül üstüne ödül alıyor.
Yabancı öğrencilerin en çok tercih ettiği Türk Üniversite ünvanına sahip oluyor.
100. Marşı, Türkiye Cumhuriyeti’ne ZBEÜ’den armağan ediliyor.
*
Peki, üniversitenin veya üniversite hastanesinin (Tıp Fakültesi Hastanesi) hiç eksiği-fazlası yok mu?..
Vardır, elbette vardır ama, siz bir şeye nasıl bakarsanız öyle görürsünüz…
Doksan fazlanın arasından on eksiğe bakarsanız öyle, on eksiğin arasından doksan fazlaya bakarsanız öyle görünür.
O halde bir de dönüp kendimize bakmamız gerekiyor…
Zonguldak için büyük bir nimet olan üniversitemiz ve Tıp Fakültesi Hastanemiz için acaba biz ne yapıyoruz?..
Ufak bir hatasını bulup ortaya çıkarmaya çalışmaktan başka…
Erhan ÇAKMAK