2026 yılıyla birlikte Türkiye’de asgari ücret yeniden şekillendi. Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun kararıyla 1 Ocak 2026’dan itibaren brüt asgari ücret 33.030 TL, net asgari ücret ise 28.075,50 TL olarak uygulanmaya başlandı. Bu, 2025 yılına göre yaklaşık %27 oranında bir artış anlamına geliyor.
Kesintilerin Ardındaki Gerçek Ne?
Bordrolardaki tabloya bakıldığında, net ile brüt arasındaki fark yine dikkat çekici düzeyde.
Brüt 33.030 TL’nin üzerinden;
• %14 SGK İşçi primi (4.624,20 TL),
• %1 işsizlik İşçi sigortası primi (330,30 TL) kesiliyor. Ve ele net 28.075,50 TL geçiyor…
Asgari ücretin gelir ve damga vergisinden muaf tutulması sayesinde, işçinin eline 28.075,50 TL net ücret geçiyor. Vergi istisnası olmasaydı bu rakam çok daha düşük olacaktı.
İşverenin Yükü De Ağır
Asgari ücretteki artışın basında %20’ler de olacağı konuşulurken %27 olarak açıklanması çalışan açısından kısmen sevindirici olsa da, işveren cephesinde tablo biraz daha karışık.
2026 yılında işveren SGK prim oranı, sektör ve teşvik durumuna göre değişmekle birlikte, genel uygulamada %23,75 seviyesinde. Bu da tek bir çalışan için işverene toplamda yaklaşık 40.875 TL maliyet çıkarıyor. Yani işveren bir işçin indirim alamadığı takdirde yaklaşık 12.800,00TL SSK primi ödüyor. Bölgemizde faaliyet gösteren maden işletmelerinin yer altı çalışanlarında ise bu maliyet tam 2 katına çıkıyor.
Devletin “2 puanlık prim indirimi” ve çeşitli SGK teşvikleri uygulanmadığı takdirde, işverenin yükü daha da artıyor.(imalat sektöründe %5 indirim devam ediyor)
Devlet Desteği: Küçük Ama Gerekli Bir Nefes
SGK, 2026 yılında işverenin üzerindeki prim yükünü azaltmak amacıyla işçi başına aylık 1.270 TL asgari ücret desteği uygulayacağını açıkladı.
Bu destek, 2025 yılında verilen 1.000 TL’ye kıyasla artış göstermiş olsa da, tek başına prim yükünü dengelemeye yetmiyor.
Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler açısından bu destek, sadece geçici bir nefes niteliğinde. Üstelik bu destek özellikle mevcut işyerlerinde direkt yansımıyor. Önceki yılın aynı ayına denk gelen hizmet gününe endekslenerek ödeme esnasında prim borcundan düşüyor. Bu da işverenleri daha yüksek maliyetle karşı karşıya bırakıyor.
İşveren maliyetindeki yükseliş, kayıt dışı istihdam riskini artırırken; devlet desteğinin kapsamı bu yükü yalnızca kısmen hafifletiyor.
Son 2 yılda uygulanan programlara bakıldığında ekonomi yönetimi SGK primlerinin işveren hisselerinde küçük oranlarda artış yapmakla birlikte, birde üstüne borcunu zamanında ödeyen işverenlere verdiği %5 desteği önce %4’e, 2026 dan itibaren de %2 ye düşürerek adeta işvereni süresinde ödemeye teşvik edici yöntemlerin erken tahsilata etkisini görmezden geliyor…
Umarız işverenler üzerinde maliyetleri yükselten prim oranları artışı ile zamanında ödeyenlere teşvik oranlarının düşürülmesi, işverenleri prim borcunu ödememeye yöneltmez…
Saygı ve sevgilerimle…