İnsan kendini bambaşka bir Dünya’ya adım atmış gibi sanıyor “ YKP” den içeri girer girmez. Siz bilmiyorsunuz ama yeni kurulan/kurulmaya ramak kalan veya kurulması hayal edilen bir parti idi “ YKP” …. 
   Öyle afili büyük salonlar yok. İçeri girdiğinizde lobi kısmında boğazlarında renkli fularlı genç kız asistanlar sizi karşılamıyor. İçecek köşesi falan da yok. Öyle kaşar peynirli kanepeler, mis gibi kokan simitler ve pide parçaları da yok. Bildiğin dar bir koridor. Bomboş, duvarlarda tarihi misyonu anlatan önemli ressamlarımızın reprodüksiyonları da yok. Manzara resimleri dahi yok. 
  Ama salonda kimi ararsanız o var. Tepeköy’den Rıza dayıyı uzun zamandır köyünden ilk kez dışarıda görüyorum. “ Evlat en sonunda adresimizi bulduk” dedi. “Artık benim buradan cenazem çıkar” deyince etraftan” aman ağzınızdan yel alsın, Allah uzun ömürler versin” sözleri …
  Tam köşede kendi gibi nesli tükenmiş son bakkallardan Metin ağabey ve birkaç arkadaşı “ YKP” nin çok geç kıymetinin anlaşıldığını, bu halka müstehak olduğunu konuşuyorlar.
   İşsiz bir çok genç ip gibi dizilmişler bir duvarın boylu boyuna … işsizler ama gözlerinden umut fışkırıyor. Parti binası dokuzuncu katta ama az bir gaz versen aşağıya “ SÜPERMAN” gibi pencereden atlayacak gibi duruyorlar. 
  Kapının önünde biri binanın içine doğru bağırıyor” arkadaşlar lütfen ilerleyelim, daha dışarıda içeri girmek isteyen bir sürü insan var” sanırsın Topkapı-Vezneciler halk otobüsü …
  Yine içerideki tek tük bulunan sandalyelere oturmuş iki yaşlı teyze birbirlerine soruyor “partinin genel başkanı kim tanıyor musun hemşire?” , “geldik amma, sorsalar kimseyi tanımıyor-bilmiyoruz” … Diğer teyze boş boş bakmaya devem etti, sanırım o da bilmiyor parti ile ilgili hiçbir şey.
  Emekli öğretmen İhsan bey yine her zamanki şıklığı ve tıraşlı haliyle yanına gelen bir iki genç partiliye bir şeyler anlatıyor. 
  Kentin esnafları, küçük orta ölçekli işletme sahipleri( ki onlara eskiden KOBİ deniyordu, şimdilerde HOBİCİ deniyor/insan para kazanmadığı işi ancak hobi olsun diye yapar) bir birlerine partiyi anlatıyorlar. Belli ki bu isimler daha evvel patiye dahil olmuşlar. Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu? 
   Ev kadınları, işini kaybetmiş turizm çalışanları, emeklilikte yaşa takılanlar ve hiç işe girememişler, üç kağıtçı müteahhitlere para kaptırmış “uyanık girişimciler” , taksici esnafı, seyyar pazarcılar, küçük çay ocak sahipleri, kelli ferli adamlar, gençler, evde umutsuzluktan saçı kaşı beyazlayanlar parti tıklım tıkış oldu, takım elbiseli birkaç adam partinin tabelasını getirdiklerini söyledi. Nihayet parti binasının dışına koskoca parti tabelasını asacaklar. Partililerden biri yanındaki uzun boylu delikanlıya soruyor” arkadaş ne yazıyor parti tabelasında, görebiliyor musun?”  Genç elbette görüyorum;
  “ YOLUNMUŞ KAZ PARTİSİ” …