Her şeyin üst üste geldiği," bundan daha kötüsü olamaz" dediğimiz o gri günleri hepimiz yaşıyoruz. İşte tam o anlarda birileri çıkıp "pozitif düşün, iyi hisset!" dediğinde İnsanın içinden gözlerini devirmek gelir. Çok normal. Çünkü körü körüne bir iyimserlik, hayatın getirdiği gerçek acıları ve zorlukları görmezden gelip etrafa zoraki gülücükler saçmak, aslında ruhumuza yapılan en büyük haksızlıktır.
Gerçek iyimserlik, pollyannacılık oynamak ya da pembe gözlük takıp dünyayı toz pembe görmek değildir. Peki nedir o zaman bu olumlu düşünme dedikleri şey? Gerçek bir iyimserlik, hayatta dertlerin, hayal kırıklıkların, başarısızlıkların olduğunu bal gibi bilir. Acıyı inkar etmez. Sadece "bu durum kalıcı değil ve ben bununla baş edebilirim" der. Olumsuz yönden baktığımızda "ben zaten bir şey beceremem, her şey kötü gidecek" der ve kapıyı kapatır. Zoraki pozitiflikte yüzümüze maskeler takar " harika bir deneyimdi yaşasın!" der içimize atarız. Dostlar, sağlıklı bir düşünme "şu an işler yolunda gitmedi ve canım çok sıkkın. Ama bu benim beceriksiz olduğum anlamına gelmez. Nerde hata yaptığıma bakacağım ve tekrar deneyeceğim" der. Uzun lafın kısası hayat her zaman adil ya da kolay değildir. İyimser olmak yağmuru durdurmaz. Ama yağmurun altında ıslanırken bile yürümeye devam edecek gücümüzü, ilerde güneşin doğacağına olan inancımızı kaybetmemeliyiz.
Bu gün kendine biraz şevkat göster. Her şey mükemmel olmak zorunda değil, ama her şeyin içindeki o küçük umut ışığını görmeye değer.